Sanat Dünyasının Gossip Girl’ü Jerry Gogosian a.k.a. Hilde Lynn Helphenstein
/in Uncategorized /tarafından Zeynep Öztürk
Bu başlık
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.
Aşikâr Olanın Hicvi ve Başarının Baskısı
Sosyal medyada Jerry Gogosian adıyla bilinen sanat eleştirmeni ve sanatçı Hilde Lynn Helphenstein, dijital hikâye anlatıcısı ve Instagram’ın satirik sanat memelerinin arkasındaki o keskin zekâydı. Bu yazımda Jerry’nin başarılarına paralel olarak sanat ve başarının, görünür olmanın psikolojide yarattığı baskı ve dahi ile deli arasındaki ince çizgi üzerine biraz değinmek istiyorum.
Jerry Gogosian Instagram hesabıyla çağdaş sanatın son dönemlerde gördüğü en satirik ve kışkırtıcı eleştiri örneklerinden birini oluşturdu. Çağdaş sanatta düşünce özgürlüğü, sahne arkasında yaşanan kirli ilişkiler, dramalar ve konuşulmayan tüm köşeler Jerry sayesinde spot ışıklarıyla aydınlatılıyor, hiciv dolu memeler aracılığıyla takipçilere ulaştırılıyordu. Sanat dünyasının görmeye alışık olmadığı, zaman zaman teknofobik ve eleştiride dahi statükocu kalabilen yapısı içerisinde bu yaklaşım alışılmışın ötesinde bir platform yarattı. Hatta ülkemizde Trexit Salvador olarak bilinen ve hâlâ anonim kalan bazı hesaplara da ilham veren bir çizgi oluşturdu.
Jerry’den önce kimse sanat dünyasına dair görüşlerini bu kadar açık ve sert bir dille ifade etmiyordu, bu bir gerçek. Sanat dünyasına tabiri caizse içeriden çöp muamelesi yapan ilk figürlerden biriydi. Hilde, Jerry Gogosian’ı altı yıldır devam eden bir sanat projesi olarak tanımlıyordu. Sanat dünyasında olmayı mafya işine benzetmişti. Güce ve merkeze ne kadar yakınsan başarının da onunla paralel ilerlediğini söylüyordu. Yirmi bir yaşında sanat kariyerini inşa etmeye başlamıştı. Bu süreçte kendi kurduğu işi dışında neredeyse tüm işlerinden kovulduğunu gülerek anlatıyordu. Bana göre Hilde, sanat dünyasının pop art sonrası eğlence ve satirik dile açılan görünürlük odaklı yapısının klasik patronaj modeliyle çatışmasını en net biçimde görünür kılan figürlerden biriydi.
Jerry Gogosian hesabının ortaya çıkışı da oldukça ilginçti. Hilde, bir hippi partisinde yaşadığı bir böcek ısırığı sonrasında ciddi sağlık problemleriyle mücadele etmek zorunda kaldı. Uzun süren iyileşme döneminde ise Jerry Gogosian doğdu. Anonim olarak dünyanın en büyük sanat enstitülerini, koleksiyonerlerini ve fuarlarını hedef alıyordu. Sanat dilinin kirli ilişkileri nasıl süslediğini, koleksiyonerlerin bağış adı altında vergi avantajı elde edişini ve tüm bu mekanizmanın nasıl estetize edildiğini açık bir dille tiye alıyordu. 2018 ile 2020 yılları arasında hesap hızlı bir yükseliş yaşadı. Jerry Gogosian, sanat fuarlarındaki gösteriş kültürünü, koleksiyoner egolarını, galerilerin perde arkasındaki ilişkilerini, sanatçı kariyerlerinin nasıl şekillendiğini ve sanatın giderek bir yatırım aracına dönüşmesini mizah, meme ve dedikodu formatında anlatıyordu. Kısa sürede çağdaş sanat dünyasının en çok takip edilen bağımsız hesaplarından biri haline geldi. Bu başarının önemli bir kısmı anonimlikten besleniyordu. Kimse onun kim olduğunu bilmiyor, bu belirsizlik merakı sürekli canlı tutuyordu.
Pandemi döneminde çevrim içi dünyanın genişlemesi Jerry’nin etkisini daha da artırdı. Artık sadece memeler paylaşmıyor, podcastler ve newsletterlar ile bir medya figürüne dönüşüyordu. Herkes onun ne paylaşacağını, kimleri hedef alacağını merak ediyordu. Bu merak ekonomisi hesabın gücünü sürekli büyütüyordu.Ancak sanat dünyasında ve popüler kültürde sıkça gördüğümüz o tanıdık döngü burada da gecikmedi. Hızlı yükselişin ardından ilk çatlaklar görünmeye başladı. Başlangıçta sistem karşıtı görünen hesap zamanla sistemin merkezindeki isimlerle ilişki kurmaya başladı. 2023’e doğru eleştiriler belirgin şekilde arttı. Art Basel, Frieze ve Felix Art gibi organizasyonlarla iş birlikleri yapması, eleştirdiği sistemin bir parçası haline geldiği yönünde tartışmaları beraberinde getirdi. Sotheby’s ile yaptığı iş birlikleri de benzer bir kırılma yarattı. Takipçiler arasında hesabın artık özgünlüğünü kaybettiği, eleştiriden çok dikkat ekonomisinin kurallarına uyum sağladığı yönünde eleştiriler yükselmeye başladı. Buna karşılık savunulan argüman ise “kötünün iyisi” fikriydi. Kusurlu olsa bile sanat dünyasındaki elitizmi ve eşitsizlikleri görünür kılan bir sesin varlığı yine de değerliydi.
Bu süreçte kimlik meselesi daha görünür hale geldi. Sanat yazarı Kenny Schachter ile yaşanan gerilim anonimlik duvarını daha da inceltti. Zamanla Hilde Lynn Helphenstein kimliği açıkça konuşulmaya başlandı. Sonrasında kendisi de yüzünü göstererek anonimliği sonlandırdı. Bu noktadan sonra Jerry’nin büyüsünde ciddi bir kırılma yaşandı. Hilde bir röportajında çoğu zaman Jerry Gogosian hesabını kapatmayı düşündüğünü söylüyordu. Hesap artık ona faydadan çok zarar veriyordu. Kimliğinin ifşa olması ve takipçilerinin beklentileri onu giderek daha fazla bunaltıyordu. Buna rağmen hesap aktif kalmaya devam etti ve sanat dünyasının gündeminde yer almayı sürdürdü.
“Standing at the cutting edge of stating the obvious.”
Hilde’nin yaşadığı temel çatışma da burada görünür hale geliyor. İçeride ama dışarıda kalmak. Sistemin bir parçası olurken aynı zamanda onu eleştirmek. Aslında aidiyet meselesinin burada güçlü bir yer tuttuğunu söylemek mümkün. Bir röportajında sanat dünyasını, seni istemeyen bir kulübe dahil olmaya çalışmaya benzetiyordu. İçten içe eleştirdiği bu sistemin dişlilerinden biri olmuştu artık ve varlığını sürdürebilmek için aynı sistemden beslenmesi gerekiyordu. Anonimliğini kaybettikten sonra kendisini sanat piyasasının bir pazarlama ürününe dönüştüğünü hissettiğini açıkça anlatıyordu. Stilistler, marka davetleri, seyahatler ve giderek büyüyen bir görünürlük. Elindeki tüm imkânlarla artık ne yapacağına karar vermesi gerekiyordu.
Fakat görünürlük beraberinde yeni bir yük getiriyordu. Gelen eleştiriler, beklentiler ve sürekli performans gösterme baskısı. Bir gün içerisinde altı toplantıdan çıktığını, yıllardır üzerinde çalıştığı markasını kapatma kararı aldığını ve ertesi gün ilk intihar girişiminde bulunduğunu paylaşmıştı. Başarının elde edildiğinde tüm sorunları çözeceğine dair Amerikan Rüyası miti onun için çoktan çökmüştü. Artık kariyerini değil, benliğini ve otantikliğini sorguluyordu. Görünürlük arttıkça özgürleşmek yerine daha fazla sıkışıyordu. Art Basel Miami Beach 2024’te Jerry Saltz ile sahneye çıktığı günün hemen öncesinde rehabilitasyondan yeni çıkmıştı. Panel moderatörü Natalia Zuluaga’nın yönelttiği “Yaptığın şey bir performans mı yoksa gerçeği mi yansıtıyor?” sorusundan rahatsız olduğunu ilerleyen dönemde verdiği röportajlarından anlayabiliyoruz. Bu soruyu kişisel algılamıştı çünkü direkt olarak kendisinin de cevabını aradığı bir soru ona yöneltilmişti. Ben bir sanatçı mıyım, yoksa sanatçı rolü oynayan bir oyuncu mu?
1 Haziran 2026’da São Paulo’da kaldığı otelde alkol ve uyku ilaçlarının etkisiyle hayatını kaybettiği haberi çağdaş sanat dünyasında büyük bir sarsıntı yarattı. Jerry Gogosian hiçbir zaman yalnızca bir kişi olmadı. Ünlü sanat eleştirmeni Jerry Saltz ve galeri devi Larry Gagosian isimlerinin birleşiminden oluşan kışkırtıcı bir personaydı. Başından beri hedef belliydi. İçeriden konuşmak ve içeriden saldırmak. Jerry Saltz ile olan ilişkisi belki de bu hikâyede insana en çok nefes aldıran detaylardan biri. Hilde’nin ölüm haberini Instagram hesabında paylaşan Saltz da birçok kişi gibi şok ve üzüntü içerisinde olduğunu ifade etti. Larry Gagosian ile olan ilişkilerinin ise çoğunlukla avukatlar aracılığıyla yürüdüğünü canlı yayınlarında anlatıyordu. Gerisini hayal gücünüze bırakıyorum.
“Am I an artist, or an actress?”
Bence Hilde bu sorunun cevabını hiçbir zaman tam olarak bulamadı.
Görünürlük çağında ün çoğu zaman gerçeğin önüne geçiyor. Sanat dünyası da bundan bağımsız değil. Bugün sanat tarihi hâlâ belirli çevrelerin tekelinde şekilleniyor. Hilde’nin hikâyesi ise bu sistemin hem içinden hem dışından konuşan bir sesin nasıl yıpranabileceğini gösteriyor.
Sanat dünyası, görünürlük ekonomisi ve patronaj ilişkileri onu tüketti maalesef.
Anonimliğini korusaydı ve kişisel tartışmaların içine çekilmeseydi bugün Jerry hâlâ aramızda olabilir miydi? Bu soru da muhtemelen cevabını hiçbir zaman öğrenemeyeceklerimiz arasına katıldı. Jerry Gogosian’dan geriye The Jerry Report ve Art Smack bültenleri, trajikomik sanat memeleri ve bitmek bilmeyen spekülasyonlar kaldı. Belki de en önemlisi, sanat dünyasının yıllarca yüksek sesle söyleyemediği şeyleri alay ederek dile getiren bir figürün hayaleti kaldı.
Yazan : Zeynep Öztürk













